Şubat 5, 2012

“Eğitim Matrix”inden Kurtuluş

“Eğitimin asıl amacı, konuşma ve dinleme becerilerini öğretmektir. Eğitim, çocuğun merkezde olduğu bir grup çalışması olmalıdır”.

Francis Gilbert günümüzdeki eğitim kavramının özüne dönerek “Eğitim nedir? Nasıl olmalıdır?” sorularının yanıtlarını arıyor. Konuyla ilgili velilerin ve öğretmenlerin ilginç bulacağını düşündüğümüz yazıyı www.learningwithoutfrontiers.com sitesinden alıntıladık.

Eğitim sistemi, kendi kurgusunu yaratan bir dünyadır.

Bu kurgu, o kadar canlıdır ki, öğretmenler için gerçeğe dönüşür. İnsanların hayatını ve kamusal söylemi domine etmeye başlar. Peki eğitim nedir? ve ne içindir?

Bu konuda iki ayrı başlığım var: “İdeal olan” ve “gerçekte olan”.

Eğitim nedir?

İdeal olan;

–       Aristoteles’in değişiyle;  eğitim sürekli öğrenim sürecidir.

–       Yaratıcılık, sürekli sorgulama ve problem çözmeye dayanır.

–       Bağımsız öğrenciler;

–       Öğrenme heyecanıyla motive olmuş yaratıcı öğrenciler;

–       Mutlu, ahlaklı öğrenciler yaratır.

Gerçekte;

–       Kaygılı, endişeli öğrenciler

–       Bağımlı öğrenciler

–       Öğrenme isteği taşımayan ve korkuyla motive olan

–       İçsel ahlak yerine kurallara uyan

–       İtaatkar öğrenciler yaratmaktadır.

Eğitim dünyasında kullanılan dil, bir kurgu, bir matrix oluşturmaktadır.  Öğretmenler kendi eğitim süreçleri boyunca bu söylemi benimsiyor, bu söylemlere göre kendilerini ayarlıyor ve kontrol ediyorlar. Bu eşitsizlik, baskı ve haksızlık yaratıyor. Öğretmen kimliği bu şekilde oluşturuluyor.  Mesela iyi öğretmen olma kriterlerinden biri, “Sınıfınız ne kadar sessiz?” olunca bu baskılı ortam yaratıyor.  Öğretmenler değerlendirmelerden iyi not alabilmek için o kadar stres yaşıyorlar ki, bu stres kalp krizlerine kadar sorunlara yol açabiliyor.

Bence eğitimin asıl amacı, konuşma ve dinleme becerilerini öğretmektir. Eğitim, çocuğun merkezde olduğu bir grup çalışması olmalıdır.  Her öğrencinin eşit bir şekilde fırsatlardan yararlanabileceği, disiplinlerarası bir yaklaşım benimsenmelidir. Öğretmenler de bu şekilde yetiştirilmelidir.

Eğitim tamamen bir dil, bir iletişim şeklidir. Bir öğretmen olarak benimsediğiniz söylem öğrencilerde bir kimlik duygusu yaratacaktır.

Eğitim sistemi, hayatın zenginliğini, farklı kimliklerini ve yüzlerini öğrencilere  yansıtabilen çok yönlü öğretmenler yetiştirebildiğinde gerçek öğrenme mümkün olabilecektir.  Yaşamsal, deneyimsel öğrenme (Experiental learning) ile çok daha aktif ve yaratıcı bir öğrenme ortaya çıkacaktır.  Eşitsizlik ve yanlış hiyerarşilerin oluşmasına neden olan söylemler sorgulanmalıdır.

Öğretmen bilgiyi empoze eden, dayatan kişi değil öğrenme sürecini paylaşan eşit bir ortak olmalıdır.

Herkes kendini, kendi dünyasını şekillendirebilen bir kreatör olarak görebildiğinde, bu bilgisayar oyunundan yani matrix’ten kurtulabilecektir.   



YORUM YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


© 2019 Eğitim ve Ötesi