Eylül 3, 2013

Birinci Sınıf Velilerinin Efkarı / First Grade Parental Blues

Sezin’de çalışan bir eğitmen olarak velilerin çocuklarını nasıl koruyup, motive ettiklerini izliyorum ve şahsen, tüm bu duygulara karşı bağışıklık kazanmış olduğumu sanıyordum. Kendi çocuğum söz konusu olduğunda daha objektif bir veli olacağıma inanıyordum. Yanılmışım. / As an educator here at Sezin—having seen all the ways parents try to protect and motivate their teenagers—I thought I would be immune to most of it. I thought I would be a more objective parent when it came to my own child. Well, I was wrong.

Hans Rai Chabra / Özel Sezin Lisesi İngilizce Öğretmeni – The Sezin School English Teacher

(For English scroll down) 

Sizin başınıza gelmeyeceğini hiç söylemeyin. Anne babaların tüm o tasalarından muaf olacağınızı sanmayın: endişelenme, baskılama, çocuğunuz okulda iyi bir performans göstersin diye cesaretlendirme…

Sezin’de çalışan bir eğitmen olarak velilerin çocuklarını nasıl koruyup, motive ettiklerini izliyorum ve şahsen, tüm bu duygulara karşı bağışıklık kazanmış olduğumu sanıyordum.  Kendi çocuğum söz konusu olduğunda daha objektif bir veli olacağıma inanıyordum.

Yanılmışım. Hayatta ne iş yaparsanız yapın – ki ben bir öğretmenim – mesleğiniz, anne baba rolünüze baskın çıkamıyor. Altı yaşındaki çocuğum söz konusu olduğunda, ben de kendimi, öğretmen – veli toplantılarındaki veliler kadar endişeli buldum. 

Oğlum, altı yıldır baldızımın anaokuluna devam ediyordu,  şimdi oradaki en büyük erkek çocuk. Baldızım ve Pendik okulundaki öğretmenler ona çok iyi baktılar ama şimdi daha ileriye doğru bir adım atma zamanı geldi.

Oğlum, birinci sınıfa başlayacağı için çok heyecanlı. Ama annesi ve babasının duyduğu heyecanın yanında bu hiç kalır. Tüm umut ve dualarımız,  yeni okulu ve yeni öğretmenleriyle en iyi şekilde uyuşması doğrultusunda. 

Biliyoruz ki bir şekilde, yavaş yavaş da olsa, artık daha bağımsız. Yeni arkadaşlarıyla birlikte daha büyük bir sınıfın içinde gerçek dünyaya adım atıyor. Bu yeni atmosferde ve daha akademik ortamda herkesle iyi geçinip arkadaşlık edeceğini umuyoruz.

Hayatta başarılı olmasını istiyor, bizim için çok zor olsa da onu biraz kendi haline bırakmak istiyoruz. Bunun için erken olduğu düşünülebilir ama aslında değil.

Ona çoğunlukla doğru seçimleri yapmayı öğretebildiğimizi umuyoruz. Tabii ki anne baba olarak daha üstesinden gelmemiz gereken çok şey var ve daha çok gözyaşı ve münakaşa bizi bekliyor. Ama ona iyi bir temel verdiğimizi düşünüyoruz.

Ayrı bir binada olacağına seviniyorum. En azından bir sorun olduğunda bunu doğrudan öğretmeniyle çözmesi gerekecek.  Her konuda kendisine arka çıkacağımızı düşünmemeli, sorunlarla kendi başa çıkmayı öğrenmeli. 

Diğer yandan çok uzakta olmayacağıma da seviniyorum. Acil bir durumda ona hemen ulaşabileceğim.

Pek öyle onu rahat bırakabilecekmişim gibi gözükmüyor değil mi? Çocuklarımızın kendi ayakları üzerinde durmalarını istiyoruz ama bir yandan da gözümüz üstlerinde olsun istiyoruz.

Dolayısıyla kendi çocuğunuz olduğunda araya mesafe koymayı başaramıyorsunuz. Belki de böyle olması gerekiyor. Öğretmenler de sonuçta anne babadır…

Just don’t say it won’t happen to you.  Don’t think you’ll be immune to all the concerns parents have: the worrying, the pressurizing, the encouraging that is needed to make your child perform at school.

As an educator here at Sezin—having seen all the ways parents try to protect and motivate their teenagers—I thought I would be immune to most of it.  I thought I would be a more objective parent when it came to my own child.

Well, I was wrong.  Whatever job you have in life—and I happen to be a teacher—never trumps your parental role.  When it came to my own six year-old,  I found I was as concerned as the parents I met in the parent-teacher meetings. 

He’s been in my sister-in-law’s preschool for six years, and is now the biggest boy there.  My in-laws and the teachers at this Pendik school have taken good care of him, but it is now time for him to move on.

He’s excited about 1st grade, but not half as much as his mother and father!  We’re hoping and praying that his new school and new teachers will be just the right fit for him. 

We know that somehow, slowly, he’s becoming more independent.  He’s out in the real world now, in a bigger classroom, full of new kids he’ll befriend.  We hope he gets along with everyone, makes friends and takes to the new atmosphere and the more academic setting. 

We want him to do well in life, and however hard it is for us, we have to let go a little bit.  It sounds a bit premature, but actually it isn’t. 

We hope that we’ve taught him enough to be able to make some of the right choices.  Of course we have a lot more parenting to do—and there will be lots more tears and spats—but we hope we’ve given him a good foundation. 

I’m glad that he’ll be in a different building.  He will at least have to deal with any issues directly with his teacher.  He won’t have family to rely on—he’ll have to try to work things out himself.

On the other hand, I’m also glad that I won’t be too far away.  If there’s an emergency I’ll be able to reach him right away.

It doesn’t sound like I’m letting go, does it?  You want your kids to stand on their own two feet, but you also want to keep an eye on how they’re doing. 

So when it comes to your own child, you’re not able to keep your distance.  Maybe that’s the way it should be.  Teachers are parents, after all.



YORUM YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


© 2019 Eğitim ve Ötesi