September 11, 2013

Çocuklara Masal Anlatmalı mıyız?

Doğru bir seçimle masalların zenginliğini çocuklarımızın dünyasına katmalıyız. Şair Cemal Süreya’nın dizelerindeki gibi “Masal dinlemeyen çocuklar kedi resmini bile cetvelle çizerler.”

Yüksel Altıntaş / Özel Sezin İlkokulu – Türkçe Dersleri Bölüm Başkanı

“Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde pire berber deve tellal iken ben dedemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken…”

Halk masallarımızı anlatmaya çoğu kez bu tekerlemeyle başlarız. Günümüzde ne kalbur kaldı ne de saman. Modern çağın çocukları tellalın ne olduğunu bilmez; mahalle berberini de tanımaz; tıngır mıngır sallanan beşikler de çoktan müzelere kaldırıldı. Peki masallar? Masalların günümüz çocuklarına katkısı var mı ki hâlâ masal anlatmaya devam ediyoruz? Yoksa masal anlatmayı bırakmalı onları da dil müzesine mi kaldırmalıyız?

Büyük Sözlüğe göre masal: “Düzyazı biçiminde söylenmiş, dinsel ve büyüsel inançlardan ve törelerden bağımsız, bütünüyle düş ürünü olan, gerçeklerle bağlantısı bulunmayan, olağanüstü kişi olay ve motiflerle bezenmiş, kısa, birçoğu anonim anlatı türü.”dür. Masallar toplumu eğiten temel öğelerden biri olarak görülmektedir. İnsanoğlu kendi yaşam gerçeğini, çözüm önerilerini, beklentilerini masal olaylarına ve masal kahramanlarına yükleyerek anlatmış ve yüzyıllar boyu bu yolla gelecek kuşakları uyarmaya, eğitmeye yaşamın zorluklarına göre donatmaya çalışmıştır. Çoğunda yerin ve zamanın belirsizliği masalları evrensel kılmış; kuşaktan kuşağa aktarılan masallar kuşaklar arasında saygı, sevgi zincirini oluştururken dillerin zenginliğini de kuşaktan kuşağa aktarmıştır.

Masalların yararına inananlar için merak, şaşkınlık, olağanüstülük motifleriyle dolu masalların büyülü dünyasında çıkılan yolculukta, masalları anlatan da, dinleyen de farklı dünyaların kapılarını açar. Prensler, şehzadeler, prensesler, yoksul oduncu çocuklar iyiliğin gücü adına devlerle, canavarlarla, kötü kalpli cadılarla savaşırlar. Onlara göre umudun hiç tükenmediği iyilerin kazanıp kötülerin kaybettiği masal dünyasında çocuklar mutluluğu yakalarlar.

Masalların zararlı olduğunu düşünenlere göre masallar çocuklara yalanlarla dolu bir dünyanın kapılarını açar. Bu dünyada şiddet, ikiyüzlülük vardır. Üvey anneler hep çirkin ve kötüdür, iyi kadınlar hep güzel olmak zorundadır. Masal kahramanı kötüleri istediği gibi cezalandırabilir. Masalların dünyasında hak, hukuk, düşünce özgürlüğü yoktur. Böyle düşünenlere göre İnsanların ötekileştirildiği, kadınlarınikinci sınıf sayıldığı kimi zaman masal kahramanının mutlu sona ulaşmak için her yolu geçerli saydığı hatta hırsızlığa bile başvurduğu masalları çocuklara anlatmak veya okutmak onların ruhsal dengesini bozacak, şiddete yöneltecektir.

Eğitim değeri olan kaliteli masallar, çocuğun hayal dünyasını zenginleştirerek soyut düşünceye taşır; sözcük dağarcığını zenginleştirip dil bilinci kazandırır. Ayrıca masalları anlatan ya da okuyanla dinleyen arasında bir saygı sevgi köprüsü oluşur. Masallar, çocukların sorunları nedenleriyle birlikte değerlendirme, çözüm üretme yönlerini fark ettirmeden geliştirir. Günümüzde çocuklarının izlediği filmler, oynadığı bilgisayar oyunlarının yanında masallar oldukça masum kalmaktadır.

Her eser, içinde doğduğu zamanın ve coğrafyanın olumlu yönlerinden ve olumsuzluklarından izler taşır. Masallar da böyledir. Yetişkin bakış açısıyla çocukların dünyasından masalları tümden çıkarmaya hakkımız yoktur. Önemli olan diğer türler de olduğu gibi masallarda da doğru örnekleri seçmektir. Doğru bir seçimle masalların zenginliğini çocuklarımızın dünyasına katmalıyız. Şair Cemal Süreya’nın dizelerindeki gibi “Masal dinlemeyen çocuklar kedi resmini bile cetvelle çizerler.” Unutmayalım ki masalları, çocuklarımızın yaşamından çıkardığımızda onların düş kanadını kırar, büyükleriyle kurdukları sevgi köprüsünü yıkarız.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *