January 22, 2014

Çocuklarımızın Türbülansa Kapıldığı Dönem: Ergenlik

İnsan için ergenlik başlı başına bir türbülans iken, bizim gibi ülkelerde eğitimin programlarının yoğunluğu, hayatı zindan eden sınav yaklaşımı vb. nedenlerle türbülansın büyüklüğü iki katına çıkmaktadır.

Ali Rıza Çatal / Özel Sezin Okulu Eğitim Danışmanı

İnsan hayatı tek düze akıp giden bir süreç değildir. Bu sürecin bazı dönemlerinde duygu ve davranış grafiğinde sırı dışı hareketler görülür. Yaşam grafiğindeki bu kırılmaların bazıları bilinen ve beklenen hareketlerdir. Her insanın yaşadığı ergenlik döneminde grafikte görülen sıra dışılıklar bunlardandır. Bunun dışında görülen kimi grafiksel hareketler ise kişiye özeldir ve ilgili kişinin duygu ve düşünce dünyasının yansımalarıdır.

İnsan dünyasının psikolojik ve biyolojik derinliğini irdelemek ve bu konularda ayrıntılı analizler yapmak elbette alan uzmanlarının işidir. Ancak binlerce genç ve çocukla iç içe yaşayan, ergenlik dönemlerinde onları bizzat gözlemlemek durumunda olan biz eğitimcilere de, bu konuda bir çift söz düşse gerek. Bu anlamda gözlem ve yaşantı kaynaklı tespitlerimizin, bilinen ergenlik bilgilerine katkı sağlayacağı kuşkusuzdur.

ERGENLİK NEDİR?

Bilindiği üzere ergenlik, kızlarda ortalama 10, erkeklerde ise 12 yaşlarında başlayıp 3-5 yıl süren, bedensel ve ruhsal değişim olgusudur. Bu sürecin genellikle kızlarda 16, erkeklerde 18 yaşında tamamlanması beklenmekle birlikte, 21 yaşına kadar etkili olması doğal kabul edilmektedir.

Sadece bizde değil, bütün dünyada ergenlik dönemi okul sürecine rastlar. Böyle olunca da çocuklar ve gençler bu süreçte hem okul hem de ergenlik gibi iki zorlukla baş etmek durumundadır. Bu anlamda insan için ergenlik başlı başına bir türbülans iken, bizim gibi ülkelerde eğitimin programlarının yoğunluğu, hayatı zindan eden sınav yaklaşımı vb. nedenlerle türbülansın büyüklüğü iki katına çıkmaktadır. Böyle olunca da, çocuklarımızı ve gençlerimizi aşılması zor bir süreç beklemektedir. Bu zorlu sürece bazı eğitimcilerle anne ve babaların bilinçsiz davranışları da eklenince tablo daha da ağırlaşmaktadır. Bu ağır tablo çoğu kez toplumların önüne çarpıcı faturalar koymaktadır. Gençlerin evden kopması, kötü alışkanlıkların kazanılması, aile içi çatışmalar, ağır bunalımlar, okullardan kaçış vb. pek çok travma bu faturanın kalemleri arasındadır. Bunlardan sadece okuldan ayrılmayla ilgili olanı bile tek başına ülkemiz adına dehşet vericidir. Milli Eğitim Bakanlığının resmi istatistiklerine göre 2008-2009 öğretim yılında liselerimizden ayrılan öğrenci sayısı 360.000 (üçyüzaltmışbin) kişidir.(*) Yani günde ortalama bin genci, hayatla bağları koparılmış şekilde sokağa bırakmaktayız. Üstelik bu tablo her yıl benzer şekilde tekrar etmektedir.

NE YAPILMALI?

Kuşkusuz bu tabloya başka nedenler de eklenebilir. Ancak sadece nedenleri sıralamak tabloyu değiştirmeyeceği gibi, ailelere ve topluma çıkan faturayı da hafifletmez.  Faturayı küçültmek ve ödenebilir noktaya çekmek yeni önlemler gerektirmektedir. Bunun için eğitimcilerle anne ve babalara çok önemli görevler düşmektedir. Doğru davrandığımızda çocuklarımızın, gençlerimizin ergenliği savrulmadan yaşamaları daha kolay olacaktır. Bilinmeliyiz ki, ağırlaştırıcı başkaca etkenler olmadığı takdirde ergenlik, sarsılmaya neden olsa da, tek başına savrulmayı sağlayacak kadar büyük bir türbülans değildir.

OKULLAR VE ÖĞRETMENLER OLARAK BİZ NELER YAPMALI, NASIL DAVRANMALIYIZ?

Okul hayatının ergenliği ağırlaştıran yapısal gerçekleri  olsa da biz öğretmenlerin sağlayacağı önemli  kolaylıklar da yok değil.  Bunlardan bazıları hayat kurtaracak kadar önemli ve anlamlıdır. İşte onlardan bazıları:

  1. Öncelikle öğrencilerimize karşı güler yüzlü, anlayışlı ve sevecen olmalıyız.
  2. Eğitimci olarak yaş dönemi özelliklerini çok iyi bilmeli, buna ait bilgilerimizi sürekli güncellemeliyiz.
  3. Öğrencilerimizin kimi taşkın davranışlarını kendimize isyan gibi algılamamalı, onları sükûnetle karşılamalıyız.
  4. Gençlerin bu süreçteki kimi hoyratlıklarını abartmamalı, onları disiplin yaptırımları yerine öğretmen yeterliklerimizle çözmeliyiz.
  5. Öğrencilerin onurunu inciten davranışlardan kaçınmalı, buna grup içinde daha büyük özen göstermeliyiz.
  6. Notu kesinlikle bir araç gibi kullanmamalıyız.
  7. Öğrencilerin derse olan ilgisizliklerinin başka nedenleri olabileceğini akıldan çıkarmamalıyız.
  8. Başarısızlıkları tek başına öğrenciye yükleme yanlışlığına düşmemeliyiz.
  9. Süreç boyunca aile ile iletişim içinde olmalı, anne ve babalarla işbirliği yapmalıyız.

ANNE VE BABALAR NELER YAPMALI, NASIL DAVRANMALIDIR?

Okullara ve biz öğretmenlere düşen görevlerin yanında  değerli anne ve babalara da önemli görevler düşmektedir. Bu anlamda şunları hatırlatmamıza lütfen izin veriniz.

  1. Çocuklarınızla asla çatışmayınız. Onlarla çatışmak sizden uzaklaşmalarına ve denetimsiz alanlara kaymalarına neden olur. Araştırmalar göstermektedir ki, zararlı alışkanlıkların büyük çoğunluğu ergenlikte ve anne baba denetimi olmayan alanlarda edinilmektedir.
  2. Küçük sorunları abartarak çocuğunuzla iletişimizi koparmayınız. Çünkü iletişim kopukluğu ona ulaşmanızı zorlaştırır.
  3. Arkadaşlarıyla ilişkilerini kesmeleri için çocuğunuza baskı uygulamayınız. Çünkü arkadaşları bu dönemde onun en yakın sırdaşıdır. Size anlatmadıklarını onlarla paylaşarak rahatlamayı tercih eder.
  4. Bu durumda başarabileceğiniz en büyük iş çocuğunu arkadaşlarıyla birlikte görüş alanınızda tutmaktadır.
  5. Çocuğunuzun yakın arkadaşlarını ve ailelerini tanımaya özen gösteriniz. Onlarla işbirliği yaparak fark ettirmeden, çifte gözlemle kontrolü sağlayınız. Çocuklardan ve ailelerden elemek istedikleriniz olduğunda, bunu radikal kararlarla değil, çocuğunuzun gönüllü katılımı ve onayı ile sağlamaya çalışınız.
  6. Okulunuzla yakın ilişki içine girerek, gelişmeleri öğretmenleriyle değerlendiriniz.
  7. Gençlerin değişen davranışları karşısında panik olmayınız, bu davranışların genellikle istem dışı yapıldığını ve kalıcı olmadığını biliniz.

SONUÇ

Unutmayalım! Ergenlik çocuklarımız için türbülanslı bir yolculuktur! Yanlış her hareket türbülansın etkisini artıracaktır. Bunun için lütfen hep birlikte kemerlerinizin bağlı, koltuklarınızın dik durumda olmasını sağlayalım. Türbülansta güvenli yolculuğun ilk şartı budur.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *