Ağustos 27, 2015

Eğitimde “Tasarım Odaklı Düşünme” Dönemi

Günümüz sorunlarına yaratıcı çözümler bulmayı tasarım odaklı düşünme yöntemiyle gerçekleştirmeyi hedefleyen Tools@Schools programının kurucu ortaklarından eğitimci, inovasyoncu Don Buckley 23-24 ve 25 Ağustos tarihlerinde Özel Sezin Okulu öğretmenleriyle çalıştaylarda buluştu.

Tasarım Odaklı Düşünme son yıllarda sıkça duyduğumuz bir kavram. Kısaca tanımlamak istersek: “Bir konu bağlamında yaratıcı tasarımı, hatalardan öğrenmeyi, gerçek dünya için prototip ve dizayn geliştirmeyi vurgulayan problem çözme süreci”dir.  Bu yöntem: empati, sorunu tanımlama, tasarlama (Ideate), prototip oluşturma, geri bildirim, yansıtma gibi etaplardan oluşuyor. Don Buckley üç gün boyunca, okulda karşılaşılan, daha önceden belirlenmiş sorunlara, bu yöntemi kullanarak, grup çalışmalarıyla çözüm aramayı gösterdi. Ve tabii bu yaklaşımın öğrencilere nasıl aktarılacağı konusunda örnekler sundu. Don Buckley ile yaptığımız röportajda bu yaklaşımın günümüzdeki problemlere çözüm bulma konusundaki önemini vurgulamaya çalıştık. Daha kapsamlı bilgi için http://donbuckley.info/ adresini ziyaret edebilirsiniz. 

Tasarım Odaklı Düşünme hayatımıza nasıl bir yenilik getiriyor? Mühendislerin kullandığı metodolojiden farkı nedir?

Tasarım Odaklı Düşünme’nin, mühendislerin kullandığı tasarım süreciyle birçok ortak noktası bulunuyor. Ama bilimsel süreçten biraz daha farklı.  Bilimsel süreçte kanıtlamanız gereken bir hipotezle yola çıkarsınız. Ancak mühendislikte ve Tasarım Odaklı Düşünme’de önce sorunu doğru tanımlamanız gerekir.  Sonra bir çözüm bulursunuz. Mühendislik, işlevselliğe daha fazla önem vererek estetiği geri planda bırakabilir. Ama tasarımcılar hem estetiği hem de işlevselliği eşit oranda önemserler. Ayrıca Tasarım Odaklı Düşünme, çapraşık (complex)  ve muğlak, belirsiz (ambiguous) problemleri çözmek için öne çıkıyor. Basit ve karmaşık sorunlar bilgisayarla çözülebilir. Örneğin şu anda Google şoförsüz araba tasarımı üzerine çalışıyor. Dolayısıyla basit problemlerin yapay zeka ile çözülebildiği bir dünyada çocuklarımıza muğlak sorunları nasıl çözeceklerini öğretmeliyiz. Tasarım Odaklı Düşünme bize bu konuda yardımcı oluyor.

Şu an yeryüzünde birbiriyle çelişen hayatlar yaşanıyor. Bir yanda ileri teknoloji ile çevrili daha steril hayatlar diğer yanda en basit ihtiyaçların zor karşılandığı hayatlar.  Mültecilik, çevre felaketleri, savaşlar… Gelecek nesil bu sorunlarla nasıl baş edecek?

Bence Tasarım Odaklı Düşünme bu anlamda da önemli çünkü iyimser bir yaklaşım içeriyor. Tasarım Odaklı Düşünme’nin mantığı  ‘Bu sorunu çözebiliriz. Bir araya gelip fikir alışverişi yapalım ve bir çözüm geliştirelim’ yaklaşımı üzerine kurulu. Hiçbir sorun hakkında enseyi karartmıyoruz. İkincisi, ben yeni neslin, sadece kurumsal kar yaklaşımlı olmayacağını düşünüyorum. Şimdiden birçok paylaşım ekonomisi örneği görüyoruz. Mesela Toms ayakkabıları. “One For One” felsefesiyle satılan her üründen bir tane de ihtiyaç içindeki bir insana ulaştırılıyor. Hem bir kar elde ediliyor hem de sosyal sorumluluk gerçekleştiriliyor. Ben gelecek için ümitliyim çünkü çocuklarımızın bu problemlerin üstesinden geleceklerine inanıyorum. Yeter ki onlara gerekli becerileri verelim.

Tasarım Odaklı Düşünme egzersizleri yaparken bizden problemi çizmemizi istediniz. Aslında bu çok zor geldi. Hepimiz kağıtlara destan yazdık ama çizmekte zorlandık. Niye problemi görsel olarak tanımlamak bu kadar önemli?

Beynimizi sağ ve sol beyin olarak ikiye ayırdığımızda, analitik düşünce daha çok sol beyinden kaynaklanıyor. Metinler ve sayılar burada. Daha yaratıcı olan sağ beynimizi ise pek kullanmıyoruz. Ben burayı etkinleştirmek istiyorum. Çizerek problemi görselleştirmek sorun hakkında biraz daha farklı ve derin düşünme şansı veriyor. Analitik düşünmeye karşı yaratıcılık. Bir problemi çözerken biraz uçup sonra yeryüzüne dönmek lazım. Ancak böyle bir denge bulabilirsiniz.

Eğitim ve okulların geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Bence müfredatlar büyük ölçüde değişecek ve örneğin “girişimcilik” dersi verilmeye başlanacak. Tony Wagner “Creating Innovators” adlı kitabında ‘İş mi istiyorsun? Öyleyse işini icat et’ diyor. Yeni nesil şu anda hiç bilmediğimiz meslekler yapacak. Herkes kendi işini icat edecek. Örneğin ben kendi işimi kendim icat ettim. İki sene önce böyle bir şey yoktu . Müfredatlardaki bir başka yenilik de “fikir geliştirme laboratuvarları” (idealabs) olacak. Fiziksel yeniliklere gelince, sınıfların kalkacağını daha açık ve ortak alanlar olacağını düşünüyorum. Öğretmenler de kürsüden ders anlatmak yerine çocukların arasında koçluk yapacaklar.



YORUM YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


© 2019 Eğitim ve Ötesi