Eylül 21, 2018

Okula Alışma Süreci: Öğretmenler ve Anne-Babalar Ne Yapabilir?

Okula uyum sürecinin daha rahat geçmesi için öğretmen ve anne-babanın çocuğa şefkatli, sabırlı ancak net bir şekilde yaklaşması gerekiyor.

Yeni bir okula başlamak çocuklar için heyecanlı ama aynı zamanda da endişe verici olabilir. Ailesinden ve evin güvenilir ortamından ayrılmak istemeyen çocuk, okula gitmemek için bahaneler üretebilir ve çeşitli tepkiler verebilir. Bazı çocuklar ağlama krizine girerken, bazıları öfke nöbetleri geçirebilirler. Böyle durumlarda çocuğun ne hissettiğini anlamak ve okula alışmasını sağlamak açısından oryantasyon (okula uyum) süreci önem taşıyor. 

Oryantasyon dönemi iki veya üç haftaya kadar uzayabiliyor. Özel Sezin Okulu Rehber Öğretmeni Merve Kuruhasanoğlu, bu sürecin daha rahat geçmesi için okulların ve ailelerin neler yapabileceğine dair çeşitli önerilerde bulundu.

Uyum Sürecinde Okulların Rolü

  • Oryantasyon sürecinde çocuğa sert mesajlar vermemek, şefkatli, sabırlı ancak net bir şekilde yaklaşmak gerekiyor. Çocuk, okulun belli kuralları olduğunu ancak burada keyifli vakit geçirebileceğini, yeni şeyler öğrenebileceğini ve arkadaşlar edinebileceğini anlamalı. 
  • Veliler ile açık iletişim kurmak ayrı bir önem taşıyor. Örneğin çocuk okula bir gün çok mutlu, ertesi gün çok mutsuz gelebilir. Çocuk geç yattığı veya hafta sonu tatile gittiği için okula alışmakta zorluk çekiyor olabilir. Öğretmenler anne-baba ile konuşarak bu değişimin altında yatan nedeni anlamalılar.
  • Öğretmenler her çocuğu birebir tanımalı ve değerlendirmeli. Bir çocuk iki günde, diğeri iki haftada okula alışabilir. Kız ve erkek çocuklar arasında da okula uyum sağlama açısından fark görülebiliyor. Rehberlik birimi ve sınıf öğretmenleri programlarını hazırlarken bireysel farklılıkları göz önünde bulundurmalılar.

Anne-babalar oryantasyon sürecini kolaylaştırmak için ne yapabilir?

  • Anne-baba, çocuğun ne hissettiğini anlamalı ve uygun şekilde onu rahatlatmalı. Örneğin çocuk korkuyorsa, anne-baba bu duygunun normal ama geçici olduğunu belirtebilir. “Korktuğunu biliyorum. Biliyor musun, ben de aynı duyguları yaşamıştım” denebilir.
  • Aileler gün sonunda okulla ilgili bilgi almak istiyorlarsa, “Günün nasıl geçti?” demek yerine “Bugün seni mutlu eden bir şey oldu mu?”, “En keyif aldığın zaman hangisiydi?” veya “Daha az keyif aldığın bir zaman var mıydı?” gibi sorular sorabilirler. Bu sorular çocuğun gününü daha istekli bir şekilde anlatmasına yardımcı olabilir.
  • Anne-baba çocuğun üstüne gitmemeli. Sürekli bu konu hakkında konuşmak ve gereğinden fazla yorum yapmak çocuğu daha fazla endişelendirebiliyor.
  • Anne-baba kaygılıysa çocuk da kendini sakinleştirmekte zorluk çekiyor. Kaygılı olmaya yatkın çocuklar, anne-babası sakin davranırsa kendini daha iyi kontrol edebiliyor ve bulunduğu ortama daha kolay adapte olabiliyor. 
  • Vedalaşmaları kısa tutmak gerekiyor. Uzun uzun sarılmak ve konuşmak çocuğun ailesinden ayrılmasını zorlaştırabiliyor.
  • Belli durumlarda ekstra motivasyon sağlamak işe yarayabilir. Örneğin, çocuk öğretmenle güzel bir işbirliği kurmuşsa “Duydum ki bugün harikaymış. Başaracağını biliyordum.” denebilir.


YORUM YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


© 2019 Eğitim ve Ötesi